March 3, 2017

February 25, 2017

February 8, 2017

February 8, 2017

January 18, 2017

Please reload

Son Paylaşımlar

KİM DİYOR?

January 18, 2017

1/1
Please reload

Tanıtılan Yazılar

ÇOK "ÖZ"EL

February 25, 2017

Bilimsel bir makalede karşılaştım şu cümleyle:

 

“Dünya’nın merkezi kabuğundan 2,5 Yıl daha genç. Merkezdeki her saniye yüzeyindekinden çok daha yavaş tik-taklar. “

Ve “…biliyoruz ki Dünya’nın çekirdeği mantosundan daha yoğundur”.[1]

 

Üzerinde bulunduğumuz Dünya’mız ile aramızdaki bu benzerlik seni şaşırttı mı?

Her birimiz içimizde taşımıyor muyuz aslında dışarıda olanı? Tüm sistem birbirine benzemiyor mu?

Mikro ölçekteki elektronlar çekirdeğin çevresinde hiç yorulmadan dönüyor, tıpkı sadece kocaman teleskopların görebildiği uzaklıktaki kocaman gezegenlerin güneşin etrafında döndüğü gibi.

 

https://www.youtube.com/watch?v=0jHsq36_NTU&t=133s

 

Zaman, bizim de kabuğumuzdakinden daha yavaş akmıyor mu özümüzde? Hangi yaşa gelirsek gelelim, yıllarımıza kaç tanesi daha ardı ardına eklenirse eklensin, içimizdeki öz, dışarıda geçmiş gözüken yıllardan daha yavaş “tik-tak”lamıyor mu?

Arkadaşlarımız her yeni yaşımız için bizi tebrik ederken, zihnimiz zamanda geriye çoktan yolculuğunu yapmış oluyor ve biz kabuğumuzda geçen yıllara şaşırmıyor muyuz?

Telefonundaki resimlere bakarken, daha dün gibi gelmiyor mu, ilkbaharda yaptığın ada seferi? Evleneli daha dün gibi değil mi “iç”inde, oysa tam 12 sene geçmiş düğününde arkadaşlarınla dans ettiğin?

Bakma dışarıya, zaman, özünde, gerçekten de daha yavaş akıyor.

Çünkü özün, “an” ı yaşamayı seçiyor. Ta en başından, başlangıçtan beri “seni sen yapan malzemelerle”: Seni gerçekten “sen” hissettiren, doğuşundan getirdiğin, seni farklı, eşsiz ve benzersiz yapan değerlerinle.

Kendi değerlerini özgürce yaşadığında –özgürlükse baş değerin-,

daha “açık ve dürüst” ifade ettiğinde kendini – aradığın buysa etrafında-,

daha kıpır kıpır, daha “genç” hissettiğin olmuyor mu senin de?

Çevrende var ise böyleleri, onların “zamandan ve koşullardan nispeten bağımsız” olduklarını fark etmiyor musun? Kimsenin ya da hiçbir şeyin önüne “engel” olarak çıkmasına izin vermeden. Onlar için  yaşadıkları sadece bir “deneyim”. Ne pişmanlık, ne de “keşkeler”.

 

Bilim de seninle birlikte senin “öz”ünü aramakla uğraşıyor yüzyıllardır.

“Bu insanın peşinde olduğu ne?” “Ne için uğraşıyor?” “Mutluluk denen şey kişisine göre nasıl değişiyor?” Milyonlarca analiz, terapi, tedavi…Sonuç hep aynı şeye dayanıyor: “Aslında sen kimsin?, hatırla. İçindeki çocuğu uyandır, hayata olan merakını tazele, yaptığın her şeyde kendini ara.”Kendini tanımakla başlamıyor mu her şey aslında?

Kendinde unuttuğunu tekrar keşfedebilmen için herkes seferber olmuş uğraşıyor.

Ve bir gün, meydan okurken buluyorsun kendini. Senin için en doğru zamanda:

Kimimiz kabuğunun ilk katmanlarında yapıyoruz bunu,

kimimiz ise kat kat üzerine koyduklarımızın ağırlığını hissedeli epey olduktan sonra…

 

 

Ve nihayet

“Buraya kadar”, diyorsun.

Bundan sonra sadece başkaları için yaşamayacağım”.

“Hayat, eğer istersem, rahatça görebileceğim sonsuz seçenekler sunuyor önümde.”

 

Hatırla.

Çekirdek daha yoğun… onu çevreleyen kabuktan daha genç.

“Öz”ün ise sana, yıllarca üzerine yüklenmekten kat be kat olan kabuğundan çok daha yakın.

 

 

Sevgiler,

 

 

 

 

 

[1] http://www.kuark.org/2016/04/dunyanin-merkezi-kabugundan-25-yil-daha-genc/

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
Please reload

Etiketlere Göre Ara
Please reload

Arşiv
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2016 by Zeynep Balaban
 

  • Wix Facebook page
  • Wix Twitter page
  • Wix Google+ page

Bütünsel Yaşam Koçu / Kreatif Direktör

Integrated Life Coach / Creative Director

Etiler, İSTANBUL / TÜRKİYE

zeynep@zeynepbalaban.com